Miss B..

Ask me anythingSubmitSonraki sayfaArşiv

egekayacan|blog: GEZİ EYLEMLERİNE SOĞUKKANLI BİR BAKIŞ İşin başında eylemcilerle aynı...

egekayacan:

GEZİ EYLEMLERİNE SOĞUKKANLI BİR BAKIŞ

İşin başında eylemcilerle aynı saftaydım…

Sonra bir gün televizyonda Yiğit Bulut’u izledim. Oynanan büyük oyunu anlatırken gösterdiği tavizsiz duruştan çok etkilendim! Tıpkı saçları gibi bir milim yerinden oynamıyordu. Acaba, dedim…

İnanması çok zordu…

mil0u:

“bizbirinatcibahcivaniz”

Gezi

Hala anlamayan arkadaşlar var! Müsaadenizle anlatayım!
İlk gün Gezi parkının Topçu Kışlası adı altında rant alanına dönüşmesini istemeyen haklı, küçük bir topluluk parkta bir araya geldi. Sonra yavaş yavaş yeni doğa severler, şehrini severler katıldı onlara, bir kaç bin olabildiler. Tamamen özgür iradeleri, iyi niyetleri ve duyarlı kişilikleriyle orada bulundular! Sazlı sözlü keyifli bir eylem yaptılar. Biz de bu temiz yüreklere dahil olmak, oraya gitmek destek olmak istedik. Bazımız o parktan bir kere bile geçmedi belki! Ama artık bu yıkımlara, yok edişlere bir dur demek istedik. Her yer AVM olmasın, rezidans olmasın şehrin ortasındaki bir tanecik parkta yok olmasın dedik, kötü mü ettik? “Amaan ülkenin her yerini kesiyorlar yakıyorlar burası da gidiversin sktr et” deyip hayatımıza devam etseydik o zaman mı makbul vatandaş olacaktık? Bu güne kadar hiç bir şey için, hiç bir yer için ayağa kalkmadı mı bu insanlar? Elbette ayaklandılar ama kalabalık olamadılar ki, izin verilmedi. Hemen yaka paça nezarete atıldılar, bir çoğunun seslerini bile duyamadık. Bu sefer farklı olsun, daha kalabalık olalım, sesimizi duyuralım dediler kötü mü ettiler?! Söylediğiniz ve sandığınız gibi sadece sidikli gençler değil, eğitimli ve belli bir olgunluğa gelmiş düzinelerce insan sokaklara çıktı. Hükümetin ve dolayısıyla polisin halka bu şekilde zulmetmesine karşı. Bir sabahın köründe Gezi’ye hain bir saldırı düzenlendi. İnsanların çadırları yakıldı, içinde belki bütün hayatları olan eşyalarıyla birlikte. Masumca oturarak müzik yaparak eylem yapan insanlara durduk yere saldırıldı. O zavallı ağaçlar katledilmek istendi. Siyasi duruşunu tasvip etmediğim, ama Gezi Parkı’ nda yaptıklarını takdir ettiğim, tek bir milletvekili çıkıp bu katle geçici engel olabildi. Ertesi gün ne oldu, yine aynı manzara! 
Bütün duyarlı ve saygılı İstanbul sakinleri olarak bu haince saldırıya karşı koymamız, dur dememiz gerekiyordu ve onu yaptık “direndik”. Kimse hiç bir taşkınlık yapmadığı halde polis halkına insanlık dışı şekilde saldırılarda bulundu, genç yaşlı gözetmeksizin. Çok fazla insanın canı yandı, “Başka yerleri koruyamadık ama bari burayı koruyalım, bu zulme dur diyelim” dediler diye. Ve sonra tüm ülke ayaklandı, Gezi’de direnen insanları rahat bırakın diye. O, bu gitsin diye değil. Devlet halkına masum bir eylem için haksızlık yapmasın diye.
Buna uyanış deyin ne derseniz deyin. Bu insanlar bugüne kadar hep kafasına bir şeyler indirilerek susturuldular. Hakkını aramak, doğruyu savunmak, özgürlük istemek hep suç oldu günah oldu. 1 Mayıs’ı kutlamak, 29 Ekim’i kutlamak, 10 Kasımda ve tüm özel günlerde Anıtkabir’e gitmek suç oluverdi birden bire. İnsanların yolları kesildi, barikatlar kuruldu, tazyikli sular sıkıldı. Sokaklardaki yüz binlerce insan artık “Biz o koyunlardan değiliz, bizleri istediğiniz gibi güdemezsiniz” diyor. “Bu ülke sahipsiz değil, istediğiniz yeri tek bir kıvılcımla ele geçiremezsiniz” diyor. “Bugüne kadar susturulduk artık susmayacağız” diyor. Olayların bu boyutlara ulaşmasının müsebbibi de; ılımlı olup ortamı yatıştırmak yerine, saldırgan davranışlar sergileyen hükümettir, unutmayın.
Araya çok fazla provokatör girdi, şiddet duygusunu tatmin etmek isteyen bir sürü genç girdi. Yaktılar yıktılar zarar verdiler, engel olamadık. Bu durumlardan nemalanmak isteyen parti ve oluşumlar çıktı ortaya, durduramadık. Yapmayın gelmeyin zarar vermeyin bizi kullanmayın dedik dinletemedik. Dövüldük, gazlandık, gözümüz çıktı, canımızı gitti. Yüzlerce hayvan öldü, sakat kaldı. Üzerine hala “ümüğünüzü sıkacağız, cezanızı vereceğiz, anladığınız dilden konuşacağız” diyorlar sizler de onları alkışlıyorsunuz. Daha ne yapacaklar bize? Köprüden teknik eksiklikler yüzünden düşerek şehit olan polis arkadaşımızın suçunu ailesi yalanlamasına rağmen güzelce üstümüze attılar, öldürdüler dediler. Camide imamın yalanlamasına rağmen “alkol aldılar” dediler. Kasklı coplu çelik yelekli yüzlerce polisi nasıl yaraladık, hastanelik ettik hala anlamış değiliz. 
Bu olay park olayı değilmiş, başka dertler varmış, dışarıdan ve içeriden ideolojik güçler tarafından yönlendiriliyormuş. Size zemzem suyu diye ne içiriyorlar çok merak ediyorum devlet büyüklerim ve kardeşlerim. Aslında sizlerden birinin tezi gibi, ABD bizim beynimizi kızılötesi ışınlarla ele geçirdi de kukla gibi her istediğini yaptırıyor. 
Bu ülkenin her vatandaşı yüz yıllardır haksızlıklara uğruyor, ama hiç bir hükümet insanları bu denli birbirine düşürmeye, parçalamaya çalışmadı. Lütfen izin vermeyelim bu oyunlara. Aklı selim tüm arkadaşlarımın ellerini vicdanına koymasını ve mantıklarını devreye geçirmelerini tavsiye ediyorum. Bu arada Taksim’deki çalışma sahasına düşüp yaralanan var mı?

Grillmöbel - Voting | Facebook

please likeeeee

In Regard to Media Censorship and Police Terror in Turkey | Facebook

Everyday I'm Çapuling ! (6 Haziran - 22: 00)

#occupygezi

booklover:

sebepsizdegulebilirim:

Öğrenciler polise orantısız güçte zeka, sağduyu ve tatlılık uyguladılar.

Protests with books against police state, tree cutters, park destroyers. humanity killers. More information can be found here:
http://www.hurriyetdailynews.com/occupy-taksim-park-enters-third-day-as-polices-dawn-raid-triggers-outcry.aspx?pageID=238&nID=47870&NewsCatID=341

(Kaynak: mil0u)